Pazarlıklı yaşamak

Pazarlıklı yaşamak

Pazarlıklı yaşamak 150 150 Dolunay KADIOĞLU

Hayatla pazarlığım var, hesabım var bitmeyen, hep pazarlık yapıyorum kafamda. Çok çalışacağım, o da bana çok güzel imkanlar, maddi kazançlar verecek. Çok iyi koşullarda yaşarsam eğer “Hayatın beni sevdiğini anlayabilirim” diyeceğim, anne-babası olmayan bir çocuk için paranın anlamsızlığını unutarak ya da sevginin parayla satılamadığını fark etmeden!

İnsanlara iyilik yapacağım, onlar da bana yapacak ve tanrı beni ödüllendirecek, iyi bir insan olduğum için! “İyi iş, iyi eş, iyi evlatlar, iyi olanaklar verecek” diyeceğim, tanrının adaletinin bizim algılayabildiğimizden farklı olduğunu bilmeden.

Ben kimsenin arkasından konuşmayacağım ki onlar da benim arkamdan konuşmasın!Konuşanı duyunca da çok kızacağım, “Ben kimsenin arkasından konuşmuyorum, onlar niye konuşuyor?” diyeceğim. “Elin ağzı torba değil ki büzesin” sözünü unutarak, ben de konuşacağım onların arkasından, “Sustum da ne oldu!” diyerek.

Bu gün kaç kişiye yardım ettiğimi hesaplayacağım. Çok iyi ve yardımsever, melek gibi bir insan olduğumu düşüneceğim, bunun karşılığında hayatın bana neler neler vermesini isteyeceğim. Dedikodularımı ya da dedikodu yapmasam bile zihnimden geçen olumsuz düşünceleri ve diyalogları unutarak.

Ben eşim için çocuklarım için pek çok şey yapıyorum, kendimi feda ediyorum. “Onlar neden benim için hoşuma giden şeyleri yapmıyorlar, neden bana benim onlara davrandığım gibi davranmıyorlar, beni neden sevmiyorlar?” diyeceğim, kendini sevmeyene, kendine değer vermeyene, çocuğu bile olsa değer vermeyeceğini unutarak.

“İyilik yap iyilik bul, kötülük yap kötülük bul” diyeceğim ama ardından hemen “Bu dünyada iyilere yer yok, hep kötüler kazanıyor” diyeceğim kendimdeki çelişkiyi fark etmeden.

Çocuğuma “Beni seviyorsan ve seni sevmemi istiyorsan sınavda yüksek en yüksek notu alırsın” diyeceğim, kendi annemin babamın bana bunu yaptığında ne kadar üzüldüğümü unutarak.

Kendime “10 kilo verirsem kendimi seveceğim” diyeceğim, geçen yıllarda da zayıfladığımda kendimi sevmediğimi, zarar vermeye devam ettiğimi unutarak.

İnsanlar bana neden yalan söylüyor diye çok kızacağım hayata, insanlara, kendi yalancılıklarımı unutarak.

Koşullarım, kurallarım, dayatmalarım olacak hayata, hep pazarlık yapacağım onunla. “Bana şunu verirsen şunu yaparım” ya da Allah’la pazarlığa gireceğim “Çok dua ettim bana şunu ver” diyeceğim. İsteyip duracağım. İstediğim, talep ettiğim zamanda olmadığında duayı da keseceğim, kızacağım, “Dua ettim vermedin, ben de dua etmeyeceğim artık” diyeceğim. Kendimin gerçekten ne istediğini, benim için en iyinin ne olduğunu bilmeden.

Kaç yaşına gelirsem geleyim bazen 5 yaşındaki çocuk gibi davranacağım, isteklerim olmadığı zaman, sabredemediğimde köpüreceğim kendime, çevreme ve yukarıdakine. İnsan olduğumu unutarak, insanın İNSAN olmaya dair pek çok erdemi deneyimlemeye geldiğini unutarak. Hırsımın, “EGO”mun tuzaklarına düşerek. Huzuru alacağım eşyalarda ya da mevkilerde sanarak, hayatla pazarlık etmeye devam edeceğim.

Hoşgörüyü, sevgiyi, affetmeyi, koşulsuz vermeyi ve almayı öğreninceye kadar, koşullar dünyasında koşulsuzluğun, karşılıksızlığın kudretini görünceye kadar, koşullarla seveceğim ve yaşayacağım.

Peki, neyi, nasıl fark edersem, deneyimlersem koşulları bırakıp, koşulsuzluğun özgürlüğünü, bütünlüğü yaşayacağım?

Benim cevabım; hayatla, kendimle barışarak, kendimi severek, fark ederek, değiştirerek, dönüştürerek, İNSAN olmayı deneyimleyerek…

Sizlerin de cevapları vardır mutlaka…

Paylaşmak isteyenler varsa yazsın lütfen…

Her zamanki gibi,

Sevgiyle…