Ergenlik

Stresli ergenler

Stresli ergenler 150 150 Dolunay KADIOĞLU

Stres artık çok küçük yaşlarda yaşanır oldu ne yazık ki… Daha ergenliğe gelmeden kreş döneminde bile arkadaş ve kardeş rekabetinin dozu arttığında stresin de dozunun çok arttığını ve çocukların bundan olumsuz etkilendiğini görüyoruz.

Sınavlar, yarışçı bir eğitim modeli çocuklar ve ergenler için stresin yaşanmasını kaçınılmaz kılan süreçler…

Bedeninin, dış güzelliğinin nasıl göründüğü, aile içi kavgalar, sınavlar, kardeş kavgaları, aşk/platonik aşk, çevre baskısı, büyüme evreleri ergenler için önemli stres faktörleridir.

Stresin dozu artarsa hayatı olumsuz etkiler

Stresin düşük dozunun başarıyı arttırıcı etkiye sahip olduğunu bilmek bununla beraber doz arttığında hayatı olumsuz etkileyebildiğinin farkında olmak önemlidir.

Stres; özellikle beden gelişimi, beyin gelişimi, bilişsel ve duygusal gelişimin hızla ve dengesizce devam ettiği ergenlik döneminde ergenleri çok ama çok zorlamaktadır.

Yetişkinler bile stresi tolere etmekte zorlanırken henüz yeni gelişmekte olan bir beyin, beden ve ruha sahip bir ergenin stresle başedememesi çok doğaldır.

Ergenlik; kimlik yapılandırmasının devam ettiği ve ben olma kavgasının verildiği, aileye, topluma karşı çıkılan bir dönemdir. Bu dönemi tanımak ve stres kaynaklarıyla nasıl başedebileceğini öğrenmesi, ergenin, hayata hazırlanmasına ve başarılı olmasına yardım edecektir.

Bakış açısını değiştirmeyi öğrenmeliler

Ergenin olumlu ya da olumsuz yapıda olması, ailesinin yaklaşımı ve olaylara bakış açıları, stresi kontrol edip edememesinde çok önemlidir. Ergenin bakış açısını nasıl değiştireceğini öğrenmesi ve bunu yönetebilmesi onu geleceğe hazırlayan çok olumlu bir davranıştır.

Stres altındayken kendini suçlama, cezalandırma, madde kullanımı, kontrolsüz cinsel yaşam ergen için geri dönüşü zor zararlara neden olabilir.

Stres altındayken ergenlerin daha duygusal oldukları ve çözümden çok duruma, soruna odaklandıkları bilinir. Dikkati, duygudan duyguyu doğru bir şekilde ifade etmeye ve sorundan çözüm odağına yönlendirmek önemli bir stres kontrolü sağlayacaktır. Yani duygularımızı bastırmadan ve çoşturmadan dışarı çıkarmayı deneyimlemek. Bu da önce kendimizle daha sonra da çevremizle iletişimi doğru kullanmamız anlamına gelir.

Stresi olumlu bir şekilde yönetmeyi öğrenmek

Spor ve egzersizler, grup etkinlikleri, bir müzik aleti çalmak ya da müzikle ilgilenmek, hobiler, problem çözme stratejilerini öğrenmek, ergenler için önemli ve etkili stres azaltma ve kontrol etme yöntemlerindendir. Ergen bu şekilde strese ayıracağı enerji kaçağını durdurmuş ve stresi olumlu bir şekilde yönetmiş olur.

Aileler ve ergenler stresle baş etme konusunda kendilerini çaresiz hissederlerse uzmanlardan destek alma konusunda rahat olmalıdırlar.

Ergenlik, risklerin alındığı bir dönemdir

Ergenlik, risklerin alındığı bir dönemdir 150 150 Dolunay KADIOĞLU

Özellikle ilk gençlik yıllarında yaşanılan AŞK; duygusal zekasının gelişmesini destekler. Aşık olmak, onu göreceği anları beklemek, sevdiğini hayal etmek, cinsel çekimi yaşamak, karşı cinsiyetle iletişim kurmak ve bu ilişkiyi yürütmek, aşkına karşılık bulmak ya da bulamamak, aşk acısı yaşamak vb, ergenin duygu alanını geliştirir, büyütür, onu yetişkinliğe hazırlar. İleride yaşayacağı ilişkileri yönetirken daha önce yaşadığı duygusal deneyimler onun ilişkisinde daha mutlu ve farkındalıklı olmasına destek olur.

Gerçek başarı için duygusal zekanın da beslenmesi gerekli

Evebeylerin ‘Derslerine çalışmalısın, sınavları başarmalısın ve iyi bir yerlere gelmek için dikkatini sadece derslerine vermelisin’ telkinlerinden etkilen ve aşktan, karşı cinsiyetten uzak durmaya karar veren pek çok genç var. Oysaki gerçek başarı; sözel, sayısal zeka kadar duygusal zekayı besleyerek hayattan keyif alabilmektir.

Yetersiz bilgi ile cinselliği yaşamak

İlk gençlik yılları bedensel ve ruhsal değişimin hızlı ve dengesiz olduğu dönemdir. Hormonlar dengesizce salınır, cinsellikle ilgili merak, deneyimlemek istemek, mastürbasyon süreci yaşanır. Cinsel eğitimin olmaması, ailelerin bu konuda konuşmaya kapalı olması ergeni yetersiz bilgiyle cinselliği yaşamaya itebilir. Bu da pek çok tehlikeyi beraberinde getirir. Cinsel suistimal, ergen gebelikleri ve bulaşıcı hastalıklar gibi…

Ergenlik, risklerin alındığı bir dönemdir

Bu riskler madde kullanımı, korunmasız cinsel ilişki olabileceği gibi sevdiğini kaybetmemek için yaşanan cinsel deneyimler ya da ailenin onaylamadığı ilişkileri yaşamak ya da intiharı düşünmek bile olabilir. Aşk acısı, terkedilmek bazen ergene dayanılmaz gelebilir, hayatın sonuymuş gibi algılayabilir. Bu dünyadan çekip gitmek bile isteyebilir. Ergenlik döneminde yaşanılan platonik aşklar, sevdiği tarafından reddedilme ya da terkedilme intiharla bile sonuçlanabilmektedir. Ergenlik doğası gereği duyguların yüksek yaşandığı bir dönemdir.

Cinsellikle ilgili yasaklar koymayın

Bu dönemde evebeylerin çocuklarıyla iletişimi iyi kurmaları, destek ve sevgilerini göstermeleri, onlara saygı duymaları, cinsellikle ilgili yasaklar koymak yerine bedenlerini tanıma ve korumayla ilgili bilgi verebilmeleri, cinselliğin sadece cinsel birleşme olmadığını, cinsel birleşmeyi erteleyerek de cinselliğin yaşanabileceğini anlatmaları, gençlerin ruh ve beden sağlıkları için çok önemlidir.

Gençlerin gelgitlerine anlayışla yaklaşmayı deneyin ve çok zorlanıyorsanız da bir uzmandan destek almakta rahat olun.

Cinsel kimlik karmaşası

Cinsel kimlik karmaşası 150 150 Dolunay KADIOĞLU

Ergenlik döneminde çocuğu olan anne babaların ve ergenlerin kafalarını en çok kurcalayan konulardan bir de cinsel kimlik konusudur. Cinsel yönelimin oldukça görünür ve yaşanır olduğu ergenlik döneminde aynı cinsiyetten hoşlanmak kafa karıştırıcı olabilmektedir. Eşcinsel olma ihtimali anne babaları gerebilirken, ergenin ergenlik sürecinin de daha da zorlanmasına neden olmaktadır.

Cinsel yönelim, kişinin cinsel ve duygusal olarak çekim duyduğu cinsiyete göre tanımlanan bir özelliktir. Bireylerin kendi cinsiyetinden birine ilgi duyması veya karşı cinsiyetten birine ilgi duyması cinsel yönelim olarak tanımlanabilir. Ergenlik de bu yönelim belirginleşir ancak kesinleşmez.

Ergenlik insan hayatının en zor büyüme evresidir

Bedensel ve ruhsal olarak bu kadar hızlı ve değişken bir dönem insan hayatının başka hiçbir evresinde yoktur. Ergenlik sürecinde kendini aramak, büyümek ne kadar doğalsa cinsel kimlik konusunda da arayışta ve denemede olmak o kadar doğaldır. Cinsel kimliğin arandığı ve denediği evrede ergen, dönem dönem biseksüel (hem erkek hem de kadından hoşlanma) yönelimler gösterirken dönem dönem homoseksüel (kendi cinsiyetinden hoşlanma) gösterebilir. Bu ergen için kafa ve ruhsal karışıklığa neden olmakta ve neden böyle olduğunu anlamakta zorlanabilmektedir. Ayrıca yaşadığı süreci paylaşmak en temel ihtiyacıdır. Anlayışlı anne ve baba kendini arayan ergen için büyük şansken tam tersi anne baba modeli ergenin ruhsal olarak zorlayabilmektedir.

 

Bir insan eşcinsel ya da biseksüel olmaya karar verip de eşcinsel olmaz

Cinsel yönelimin neye göre oluştuğu tam olarak bilinmemektedir. Genel olarak kabul gören açıklamalar, karmaşık bir genetik zemin üzerinde çevresel etkenlerin rol oynadığından bahseder. Bir erkek neden bir kadından hoşlanır, sorusunun yanıtı bilinmediği gibi diğer cinsel yönelimlerinde nasıl oluştuğu bilinmemektedir. Yani insanların heteroseksüel mi, biseksüel mi ya da homoseksüel olarak doğup doğmadıkları bilinmemektedir. Fakat bilinen, kişilerin heteroseksüellik ya da diğer yönelimler arasında bir tercih yapmadıkları/ yapamadıklarıdır. Yani kişi heteroseksüel olmak istediği için heteroseksüel olmadığı gibi eşcinsel ya da biseksüel olmaya karar verip de eşcinsel olmaz. Cinsel yönelimi değiştirmeye yönelik girişimler bu nedenle başarısızlıkla sonuçlanmıştır; bir eşcinselin heteroseksüele dönmesi ile bir heteroseksüelin eşcinsele dönmesi arasında imkansızlık açısından fark yoktur.

Ergenlik döneminde cinsel kimlik karmaşasını yaşayan ergenler ve anne babalara kısaca şu söylenebilir:

  • Ergenlikte cinsel yönelime ait çelişkiler ve karmaşık hissetmek homoseksüel olunduğu anlamına gelmez. Ergenlik döneminde cinsel kimlikle ilgili karar verilmemektedir. Ergenlik arayış dönemidir.
  • Çocuğunuzu sadece çocuğunuz olduğu için kabul etmek ve sevmek bu dönemde size ve ona iyi gelecektir. Kendini aradığı dönemde aşırı baskı ya da hastaymış ve tedavi olmalıymış gibi davranmak onu da sizleri de çok zorlar.
  • Cinsel kimliğini aradığı ve deneyimlediği bu dönemde ona destek olacak bir uzman, sorgulamalarını sağlıklı yapması ve kendini kabulü konusunda çok anlamlı olacaktır.

Anne baba olarak bu süreçte sizler de toplumsal ön kabullerden, baskılardan dolayı zorlanırsanız psikolojik destek alma konusunda lütfen rahat olun.

Sana güveniyorum

Sana güveniyorum 150 150 Dolunay KADIOĞLU

Ergenliğe giren, yavaş yavaş serpilmeye başlayan hemen hemen her genç kızın anne babasından, sıklıkla da annesinden duyduğu bir ifadedir: Sana güveniyorum!

Sana güveniyorumun anlamı çoğunlukla;

“Sen ne yaparsan yap elinden gelenin en iyisini yaparsın,

Hangi bölümü okumak istediğinle ilgili en iyi kararı sen verirsin,

Hangi müzik aletini çalmak istediğine tabii ki sen karar vereceksin,

Hangi spor dalında kendini iyi hissedersen onu yap,

Kararlarını alırken sana yardım edebiliriz, deneyimlerimizi paylaşabilir, yol gösterebiliriz ama son söz sana aittir,

Sen kendin için en iyiyi seçersin,

Sen nerede, ne giyeceğini ve nasıl davranacağını bilirsin” değildir.

‘‘Sana güveniyorum’’ un gizli ve hipnotik anlamı;

“Ama topluma güvenmiyorum,

Erkek arkadaşlarınla yaşayacağın ilişkilerde kendini koru, sakın ileri gitme,

Cinsel ilişkiye sakın girme,

Erkeklere güvenme,

Arkadaşlarına pek güvenme, sırlarını verme kimseye,

Namusun bizim için çok önemli,

Namusuna leke sürdürme…

Tanıdık gelmeyen var mı? Bu ülkede büyümüş yaşı 20’nin üstü kime sorduysam bu cümleyi ailesinde duymuş ne anlamda söylediğini biliyor.

Tek bir cümleyle cinsel eğitim verebilen tek ülkeyiz bence! Uzun yıllar cinsel eğitim, hayır deme eğitimleri, güvenli cinsellik eğitimleri vb. vermeye gerek yok yeni nesillere, tek komutla koruyabiliriz gençlerimizi… Pardon kızlarımızı!

Ülkemizde neden cinsel sorunlar üst düzeyde yaşanıyor, vajinismus, ağrılı cinsel ilişki, orgazm sorunları neden bu kadar çok? Ya da ergen gebelikleri, kürtaj, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar neden hızla artıyor, gencecik çocuklar neden birbirine tecavüz ediyor? Soruların cevabını arayarak zorlanan varsa, cevaplardan biri ‘sana güveniyorum’ da gizli!

Çocuklarımıza kız ya da erkek farketmeden ‘… güvenmemeyi’ değil ‘Güven’ değerini öğretmek gerek! Güvenli davranışlarla güvenli olmayan davranışları, insanların, erkeklerin hepsini kötülemeden, genellemeden anlatmak gerek.

Kendine güvenmek, güvenli dokunuş, güvenli olmayan dokunuş, güvenli davranış, riskli davranışlar, hayır demek ve arkasında durabilmek, istediğini ve istemediğini açıkça ve samimi şekilde söyleyebilmek, bedenini sevmek ve barışık olmak, korkutarak değil, sevgiyle bedeni korumak… Çocuklarımıza verilmesi gereken asıl konular bunlar bence.

Bunları anlatmak, öğretmek çok mu zor anne babalar? İnternet çağında kafanızı kuma gömmek ve ‘sana güveniyorum topluma güvenmiyorum, kendini koru’ demek daha mı kolay geliyor sizlere!

İnternet çağındayız, çocuklar 5 yaşının altında internetle tanışıp, 10 yaşının altında tüm sosyal ağlarda yer alıp her türlü işlemi yapabilir olup, tüm risklerle karşı karşıya gelme riskleriyle, ergenliğe girmeden cinsel bilgileri daha doğrusu abartılı bilimsel ve yaşlarına uygun olmayan tüm bilgilere erişebilir oluyorlar.

Cinsel uyaranların ve risklerin bu kadar arttığı ve cinsel eğitimin olmadığı bir ülkede, tehlikenin farkında olmadan, görmezliğe gelerek ya da tehlikeyi görerek ve ‘sana güveniyorum’ diyerek daha ne kadar kafanız kumda kalacaksınız merak ediyorum.

Sizlerin kafası kumdayken bile internet çekmeye, cinsel istekler yaşanmaya devam ediyor!

Size güveniyorum!

Ergen intiharları

Ergen intiharları 150 150 Dolunay KADIOĞLU

Ergenlik dönemi risklerin çok kolay alınabildiği, geleceğin pek düşünülemediği, gözün çok kolay kararabildiği, kanın deli aktığı bir dönem.

Yapılan çalışmalar gösteriyor ki son 20 yılda ergen intiharları çok artmıştır.

Her yıl ergen kızların %5’i erkek erkeklerin ise %2’i intihar girişiminde bulunmaktadırlar. Ergenlerin %10’u yaşamlarının herhangi bir döneminde intihar girişimimde bulunmaktadırlar. Bu girişimlerin %98 i başarısız olmaktadır yani ergenler hayatta kalmaktadırlar.

Ergenler intihar girişimlerinden önce ailelerinden, arkadaşlarından destek istemişler ama çoğunlukla istedikleri desteği görememişlerdir.

İntiharların nedeni hayat ya da okul stresi değildir. Çoğu ergen intihar girişiminden sonra uzmanlara onu intihara neyin götürdüğünü şöyle açıklarlar:

– Sevgilim beni terketti ve onsuz hayat çok anlamsız geldi
– Ailemle aramda dağlar var beni hiç anlamıyorlar, hep kısıtlıyorlar ve kurallar koyuyorlar, onlara kimin güçlü olduğunu göstermek ve onlara acı çektirmek istedim.
– Ne okulda ne evde beni anlayan yok
…..

Çok net anlaşılacağı gibi ergenlerin intihar nedenleri yetişkin intiharlarından daha farklıdır. ‘Yalnız olmak, sevgilinin terk etmesi, aile tarafından yargılanmak ve hiç anlaşılmamak, kurallar dünyasına isyan’ ergenlerin intihar girişimlerin altında yatan temel nedenlerdir. İntihar, hayata, ailelerine, topluma isyandır!

Ergenlerin intihar etme risk etkenlerine bakıldığında;

Ailede güçlü çatışmalar varsa, boşanmış aileyse, depresyon, madde kullanımı varsa, ailede daha önce intihar girişimleri varsa, ergenin üzerinde aşırı kısıtlamalar (özellikle cinsellikle ilgili ve başarı odağıyla ilgili) varsa, bu risklerden birine bile sahip olan ergenin diğer ergenlere oranla intihar etme riski daha yüksektir.

Bir kez intihar girişimde bulunan ergen, koşullar değişmemişse, cezalandırılmışsa, psikolojik destek almamışsa, yalnızlığı ve anlaşılmamamışlığı devam ediyorsa yeniden intiharı deneyebilir.

Eğer ergen çocuğunuz intihar hakkında konuşuyorsa ya da yukarıdaki risklerden bir ya da ikisine sahipse ve depresif davranışlar sergiliyorsa mutlaka bir uzmandan ailecek destek alın.

Bu yazının bilimsel verileri Laurence Steinberg’in Ergenlik kitabından alınmıştır.

 

Adolesanlar ve madde bağımlılığı

Adolesanlar ve madde bağımlılığı 150 150 Dolunay KADIOĞLU

Adolesanlarda yani ergenlerde madde bağımlılığın görülme sıklığı ülkemizde giderek artmaktadır ve ilk kullanım 9 yaşa kadar inmiş ve ne yazık ki madde kullanımın en ağır sonucu olan uyuşturucu ve hapların kullanımı da ülkemizde çok küçük yaşlara düşmüştür.

Adolesan dönemi yani ergenlik döneminde, risklerin çok rahat alındığı, farklı şeylerin deneyimlenmek istendiği bir dönemdir. Ayrıca bu dönemde bir an önce büyümek ve büyüdüğünü kanıtlamak çok önemlidir. Alkol ve sigara kullanımını arkadaşlarıyla birlikte deneyimlemek işte tam da bu noktaya denk düşer. Bunlara ek olarak da merak, stresi azaltmak ve bir grubun üyesi olduğunu kanıtlamak gibi niyetlerle de madde kullanımı denenir.

‘Denesene’ diye uzatılan bir sigara ya da alkolü reddetmek için bu konuda çok farkındalıklı ve çok kararlı olmak gerekir. Çünkü sigarayı ya da alkolü reddeden ergen, alay konusu olmayı göze alıyor demektir.

Madde kullanımı bazı adolesanlar için geçicidir, sadece denerler. Bir kısmı sadece grupla kullanırlar ve bırakırlar, büyük bir çoğunluğunda ise bağımlılık gelişir.

Alkol ve sigaraya erken yaşta başlayan çocukların ilerleyen yaşlarında diğer maddeleri kullanma riskleri vardır.

Kimlerin sadece deneyici, kimlerin bağımlı, kimilerinse uyuşturucuya başlayacağını önceden bilmek zordur. Bununla birlikte risk altında olan ergenlerin risk faktörleri kısaca şöyledir:

  • Evebeyleriyle mesafeli ve iletişim sorunu yaşayanlar
  • Ailede alkol, sigara ve psikiyatrik ilaç kullanımın olması
  • Ailede alkolizm öyküsü
  • Ailede çocuk istismarının olması
  • Erken yaşta yaşanan cinsel deneyimler
  • Adolesanın içine kapanık, sosyal fobik olması
  • Kendine güvenmemek
  • Okulun ilgisizliği ya da okula ilgisizlik
  • Yakın akranlarının madde kullanıyor olması

Adolesanların maddeye yönelimini engellemede ilk sorumluluk tabii ki anne babalarındır. Aileler bu risk faktörlerini azaltarak ergenlerin maddeye başlamasını önleyebilirler. Anne babalar, çocukluk döneminden başlayarak adolesanlarla yakından ilgilenerek ve sevgilerini belli ederek, iletişimi, sohbeti hep koruyarak ve ergendeki farklılıkların ergenlikten mi yoksa maddeye bağlı mı olabileceğini ayırt edebilecek farkındalıkta olarak, öğüt veren değil model olan ebeveyler olarak çocuklarını madde kullanımından koruyabilirler.

Ergen ve akranları

Ergen ve akranları 150 150 Dolunay KADIOĞLU

Çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemi olarak adlandırdığımız ergenlik dönemi insanın büyüme süreçlerinde en zor ve karmaşık olanıdır.

İnişli çıkışlı duygular, depresif ruh hali ya da duygusallık yaşayan ergenin ailesini, ergenin ailesinin de ergeni anlaması zorlaşır. Çocukken rahat iletişim kurabildikleri, sözlerini dinletebildikleri evlatlarına ulaşmakta zorlanan aileler de kendilerini çaresiz hissederler.

Ergen, çoğunlukla kendisini hiç kimsenin anlamadığı hissini yaşar ve kendisini kendi yaş gruplarının yani akranlarının yanında en iyi ve rahat hisseder. Ailesiyle konuşamadığı her şeyi yaşıtlarıyla paylaşır ve bir dönem yaşıtları ailesinin önüne geçer.

Ergenlerin kendilerine has öncelikleri, fikirleri ve duyguları vardır. ‘BEN’ algısı yükselir ve herkesin ona baktığı ve beğendiğini ya da beğenmediğini düşünür. Aile, ondan bir yetişkin gibi davranmasını bekledikçe asileşir, karşı çıkış ve reddedişler başlar. Bu sağlıklıdır. İleride yetişkin olacak olan ergen sorgulamayı, kendini tanımayı ve isteklerini farketmeyi öğrenmektedir. Ergenlikteki duygu iniş ve çıkışlarını bastırmamak gerekir.

Ergen farklıdır; akranlarla telefonda geçirilen uzun saatler, hayran olunan TV starları, abartılı giyimler, fanatikçe tutulan takımlar, gruplar, hayran olunan starlar… Hepsi bu dönemin normal parçalarıdır. Ergenin ailesiyle sorunları arttıkça ve aile onu anlamamakta, kabul etmemekte ısrarlıysa ve hep eleştirip değiştirmeye çalışıyorsa o da farklılığının, asiliğin dozunu artırır ya da tamamen içine kapanır.

Ergenlik hayatın zor kısmıyla, istediklerimizin her zaman istediğimiz gibi olamayacağıyla daha net ve sert bir şekilde tanışılan zamanlardır. Bu nedenle de ergenlerin sırdaşları, dertleştikleri çoğunlukla akranları olur. İnsan kendiyle aynı dili konuşan aynı frekansta olanlarla daha iyi anlaşır. Bu ergenlik döneminde belirgin olarak yaşanır olur.

Eğer ergenlik döneminde çocuğunuz varsa lütfen kendi ergenliğinizi hatırlayın, daha esnek ve anlayışlı olmayı deneyin. Çocuğunuzun arkadaşlarını tanıyın ve iletişimi koruyun.