Çalışma Alanları

Evlilik Öncesi Danışmanlık

Evlilik Öncesi Danışmanlık Dolunay KADIOĞLU

Evlilik terapisi için gelen çoğu çiftten duymuşumdur; Keşke evlenmeden önce gelip evlilikle ilgili bilgi alsaymışız ancak o zamanlar aklımıza bile gelmedi…

Evlilik öncesi danışmanlık; daha farkındalıklı evlilik alanına girmenize ve olabilecek sorun alanlarını henüz oluşmadan ya da çok büyümeden atlatmanıza yardım edecektir. Neler mi çalışıyoruz;

  • İlişki danışmanlığı
  • Biz olurken Benlere ne olur?
  • Evlilik evre bilgisi
  • İlk gece kaygısı
  • Aile planlaması
  • Kök Aileler
  • Evdeki sorumluluk alanları
  • Bütçe…vb

Aile/Evlilik ve İlişki Terapisi

Aile/Evlilik ve İlişki Terapisi Dolunay KADIOĞLU

Her ilişkinin bir dili, dinamiği, nefesi vardır. Ör: Hepimiz nefes alır ve veririz. Ancak çok azımız sağlıklı ve doğru nefes alıp veririz. Pek çoğumuz evliyiz fakat pek azımız sağlıklı ilişkiye sahibiz. Sağlıklı bir ilişki cennet, sağlıksız bir evlilik cehennemdir kanımca… İnsan huzurlu bir ilişkinin içinde nefeslenir, rahatlar.
“Sorunsuz çift sorunludur” demişti bir hocam. Sorunların varlığından daha önemli olan onlara yaklaşım şekliniz. Çözüm yöntemleriniz ilişkinizin ömrünü belirler. Sorunları birlikte çözmeyi deneyimledikçe, çift olgunlaşır, ilişki büyür. Sorunları yok saydıkça, halı altına attıkça ilişkide deprem kaçınılmazdır. Depremler kendini bazen aldatmayla, bazen, hastalıklarla, bazen boşanmayla gösterir.
İki farklı aile kültüründe yetişmiş iki farklı cinsiyetin aynı evin içinde anlaşması çoğu zaman zorlayıcı bir deneyim alanıdır. Senin ailen, benim ailem, üçüncü şahıslar, kıskançlık, aldatma ve cinsellik ilişkilerde yaşanan temel sorunlardandır. Uzun yıllardır çiftlerde çalışan bir uzman olarak diyebilirim ki; ilişkilerini düzenlemek isteyen bir çifte ve uygun terapi teknikleri ve modelleri ile değişim ve dönüşüm mümkündür. Çözüm yollarını birlikte bulmak, ortak dil ve gönül birliğini kurmak isterseniz aile/ilişki terapisi yolculuğunu deneyimlemenizi öneririm.

EMDR

EMDR Dolunay KADIOĞLU

EMDR (Eye Movement Desensitization and Reprocessing) yani; Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme anlamına gelen etkinliği kanıtlanmış bir psikoterapi yaklaşımıdır. 1987de, Dr. Francine Shapiro rahatsız edici düşüncelerinin yaptığı göz hareketleriyle azaldığını farketti tesadüfen. Bunun üzerine uzamların katılımı ile bir dizi çalışma yaparak EMDR’ ı keşfetti.
EMDR tedavisinin amacı danışanı geçmişten kurtarıp sağlıklı ve üretken bir şimdiye ulaştırmaktır. (Francine Shapiro)

EMDR deprem, kazalar, kayıplar, tecavüz, ensest, vb… travmalar başta olmak üzere, kaygı, stres, fobiler, yeme bozuklukları, cinsel işlev bozuklukları ve bağımlılıklara kadar birçok farklı konuda kullanılabilen güçlü bir tedavi yöntemidir.

EMDR nasıl işe yarar?

EMDR ‘ın yardım sistemi Adaptif Bilgi İşleme Modeline dayanır. Bu ne demektir: yaşanan her anı, her deneyim, duygu, düşünce, ses, görüntü ve koku yani 5 duyu ile birleştirerek, nörofizyolojik ağlar aracılığıyla işleyerek beyine/ belleğe kaydedilir. Geçmişe ait bir anıyı hatırladığımızda oraya ait beş duyu, düşünceler, ve çıkarımlar, eşleşmiş düşüncelerle gelir. Her deneyimden birşey öğreniriz dediğimiz şey budur basitçe…

Eğer bir travma yaşadıysak beynin işlemesi pek de kolay olmaz. Beynin lopları bilgiyi sağlıklı işleyemez, sağ ve sol lob arasında ki temas donar. Bu da yaşanılan olayların etkilerini hayatımızda fazlasıyla görmemiz anlamına gelebilir. Ör: trafik kazası geçiren bir birey uzun süre yeniden trafiğe çıkamayabilir ya da trafikte kaygısı çok yüksek olabilir. Veya deprem yaşamış bir kişi yıllar geçse bile olayın etkisini üzerinden atamayarak travma sonrası stres bozukluğunu yaşayabilir.

EMDR terapisti tarafından yaptırılan farkındalıklı sistematik göz hareketleri travmanın etkisini azaltarak, deneyimi işleyerek, kişinin o olayın günümüzdeki etkilerini, kaçınmalarını daha gerçekçi duygu ve düşüncelerle yeniden oluşturmasını sağlar.

Ör: Eşi tarafından aldatılanbir kadın düşünün.

Düşünceleri şunlar olsun: Neden yaptı, nasıl yaptı? Erkekler güvenilmezdir, tüm erkekler aldatır, hepsi iğrenç, ben çirkinim, çekiciliğimi yitirdim ondan aldatıldım, kimse beni beğenmez, yeniden aldatılırım, vb.

Buna bağlı duyguları ise; acı, keder, hayalkırıklığı, umutsuzluk vb.

EMDR terapisinden sonra;
Yeni düşünce; Yaptı , oldu, bunu değiştiremem. Aldatılmak benim hatam değil, erkeklerin bir kısmı güvenilmez olabilir ancak güvenilir erkeklerde vardır. Yeniden güvenebilirim.

Yeni duygu; rahatlama, kabul.

EMDR bilişsel süreçlerde değişimleri getirir ve buna ek olarak da davranışlara, deneyimden neler öğrendiğine ve kazandığına çalışmak o kişiyi güçlendirecektir.

EMDR kişilerin kendileri ile ilgili nörolojik hatta yerleşmiş olumsuz kabullerini, davranışlarını beden tepkilerinide değiştirmekte etkin olarak kullanılabilir. Ör.Ben salağım, aptalım, beceremem, başarısızım, sınav kaygısı, …vb. EMDR yeni bir yapılanma ile düşüncelerin ve davranışların değismesine destek olur.

Depremler, kazalar, terör, kayıplar, taciz, tecavüz, ensest gibi travmaları tedavi etmesi EMDR’ın en önemli başarısıdır. Bununla beraber, çocukluk çağı travmaları, ergenlikdeki travmatik deneyimler, iş hayatındaki stres, mobbing , reddedilmeler, terkedilmek, aldatılmak, vb…yaşantılar kişilerin günlük yaşantılarını çok olumsuz etkiler. Bu tip yaşantılara EMDR ile çalışıldıktan sonraki bilişsel, duygusal ve davranışlar ki değişim kaçılınmazdır. Rahatsız edici anılar birbiriye bağlantılı ve bellekde gizli ve işlenmemiş olarak bekler taki EMDR çalışılana kadar. EMDR sonrası kişi eskiden onu çok rahatsız eden bir anıyı daha rahat bir duygu ve daha gerçekçi ve deneyimden aldığı farkındalıkla hatırlar.

Cinsel Terapi

Cinsel Terapi Dolunay KADIOĞLU

Cinsel eğitimin ve farkındalığın ailelerde ve okulda yok denecek kadar az olması, evlenince öğrenirsin mantığı, korkular, yalnış bilgiler, çiftlerin birbirlerinin cinsel süreçlerini tanımadan evlenmeleri; vajinismus, ağrılı cinsel ilişki, orgazm sorunları, ereksiyon sorunları, erken boşalma gibi cinsel işlev bozukluklarının ana nedenlerindendir.
Yoğun iş ve hayat temposu, evlilikde yaşanan sorunlar, çocuklu hayat, koşturmalar, sağlık sorunları vb… cinsel istek sorunları, ereksiyon sorunlarını da beraberinde getirebilir.
Cinsel terapi; yaşanan bu tip cinsel sorunlara çözüm bulmak ve tedavi etmek için kullanılan, mahremiyete saygılı, bilişsel ve davranışçı terapi modeli temelli bilimsel bir tedavidir. Tedavi de çiftin birbirine desteği sorunun çözümünde olmazsa olmazlardır.
Daha detaylı bilgi için videolara ya da makalelere gidebilirsiniz.

Tüp Bebek

Tüp Bebek Dolunay KADIOĞLU

Çocuk istediği halde dünyaya çocuk getiremeyen çiftlerin yüzdeliği azımsanmayacak oranlarda… Sağlıksız beslenme, genetik geçiş ve en önemlisi stres, infertilitenin en önemli nedenleri arasında… Tüp bebek tedavisi bu çiftelere umut olmakta ve yüz güldüren sonuçlara imza atmakla birlikte, tedavi organik olan sorunların çözümüne destek olurken, sürecin ve tedavinin kendisi bile başlı başına stresi arttırmakta… Artan stres ise tedavi başarısını düşürmekte… garip bir kısırdöngü. Sadece tedavi değil çocuksuzluğun çift üzerindeki özellikle kadın üzerindeki ruhsal yükü inanılmaz boyutlarda ve bu yük bile stres faktörü. Tüp bebek tedavisine bu duygusal yüklerle başlamak tedavinin başarısını düşürdüğü bilimsel bir gerçek.

İnfertilite tedavisinin uzun süren, pahalı bir tedavi olması ve tedavinin nasıl sonuçlanacağının belirsiz olması, toplumsal baskılar, tedavi sürecini eşler için duygusal açıdan daha zor bir hale getirmekte.

Tedavi sürecinde çiftler kendilerini dönem dönem veya sürekli olarak kötü hissederler. Sık ağlama ve umutsuzluk, yorgunluk, huzursuzluk ve aşırı kaygılı olma, suçluluk ve değersizlik duyguları, öfke ve kızgınlık duyguları, çevreden kopma, cinsel istek ve ilgi bozuklukları, uyku ve iştah bozuklukları, tedavinin başarısı konusuna aşırı yoğunlaşma ve bu konularda aşırı endişeli olma…vb süreçlerin yaşandığını görürüz.

Tedavi dönemi öncesinde ve tedavi sürecinde psikolojk destek çiftin rahatlamasını ve stres kimyasallarının dengelenmesini sağlar, farklı bakış açıları kazandırır ve tedavinin başarı oranını artırır.

Tedaviyi ve sonrasını rahat ve huzurlu geçiren çiftlerin tedaviyi gergin, stresli ve sorun yaşayan çiftlere göre tedaviden olumlu sonuç alma ihtimallerinin daha yüksek olduğu yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Çift ne kadar rahat ve dengedeyse, zihin, ruh ve bedende o kadar rahattır . 20 yıla yaklaşan mesleki deneyimimde de buna çokça şahit olmuşumdur.

Çok uzun süredir bu süreç de olan çiftlere destek olan bir psikolojik danışman olarak diyebilirim ki; stres faktörünü azalttığımızda ve tüp bebeğin kendine özel sürecine çifti ruhsal olarak da hazırladığımızda elimizden gelenin en iyisi yapmış oluruz ve olumlu sonuç alma yüzdemiz artar.

Tüp bebek tedavisinde kontrol edilebilir zihin, inanan kalp, kabul eden beden ve birbirine destek çift, tedavinin en güçlü yardımcılarıdır.

Gebelik

Gebelik Dolunay KADIOĞLU

Gebelik dönemi kadın için en önemli bedensel ve ruhsal değişimlerin yaşandığı dönemdir. Kadının bedeni bir bebeği 9 ay boyunca taşıyacak şekilde değişir. Ayrıca değişen beden, değişen hormonlar, yeme, uyku alışkanlıklarında değişiklikler ister istemez duygulara yansır. Gebeliğe alışmak bazen 2 bazense 4-5 ay alır, ender olaradar da 9 ay.

Hamilelikteki her ay, kendine özgü psikolojik kaygılar ve beklentiler doğurur. Anne adayları özellikle ilk aylarda; psikolojik ve fizyolojik belirtileri üst düzeyde yaşarlar. Bu dönemde yorgunluk, bulantı ve kusma gibi fizyolojik belirti ve depresif bir ruh hali ortaya çıkar. Gebelerin bedenlerinin yeni durumuna adaptasyonu ve gebelikle ilgili kaygılar, işdeki konumlarının ne olacağı, eşiyle ve ailelerle ilişkiler bu durumu tetikler. Hemen hemen her anne adayında hamileliğin ilk aylarında duygu ve mizaç değişiklikleri gözlenir. Fizyolojik belirti ve depresif ruh halinin üçüncü ve dördüncü aylarda kesildiği görülmektedir. Kesilmediği ve ilerleyen aylarda da devam eden kusma ve daha ağır depresif durumlarda, doğumdan korkma, bebeği istememe ve kabullenememe durumlarında, gebeliği ruhsal olarak çok zor geçiren anne adaylarının mutlaka psikolojik destek almak gerekir.

Lohusalık

Lohusalık Dolunay KADIOĞLU

Anne olmak, bir bebeğin olması, aileye gelen bir hediyedir. Bununla beraber doğum sonrası yaşanabilen duygusal değişimler pek çok aileyi zorlayabilmektedir.

Kadının doğumdan sonraki ilk bir hafta içinde yaşadığı hüzün, iç sıkıntısı, bazen ağlama hissi ve karamsar düşüncelere ‘loğusalık hüznü/sendromu’ denirken, bu sürenin 2 aydan 2 yıla kadar uzaması durumuna ‘Loğusalık Depresyonu’ denir. Loğusalık hüznü bir iki hafta içinde kendiliğinden geçer. Uzadığı durumlar ya da doğum sonrasından itibaren depresyon belirtileri olarak orataya çıkabilir ve uzayabilir.

Doğum sonrası yaşanan duygusal sorunların nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte;

  • gebelikte yüksek olan ostrojen ve progestonun doğumdan sonra dip yapması,
  • geçmişten gelen depresyon vb ruhsal sorunların tam iyileşmemesi,
  • strese yatkınlık,
  • başkalarına bağımlı ya da bağ kurmakta zorlanan kimlik yapısı
  • eşle ve kök ailerle yaşanan sorunlar,
  • gebelik, doğum, loğusalık, bebek bakımı, doğum sonrası çevreyle ilişkiler konusunda bilginin, farkındalığın eksikliği,
  • vb…ana nedenler olarak sayılabilir.

Loğusalık depresyonunda annede neler olur;

  • Bebekle bağ kurmakta zorlanır.
  • Bebeğine zarar vereceğini düşünür.
  • Bakamayacağını, dokunamayacağını, bezini değiştiremeyeceğini, emziremeyeceği düşünür ve bunları ya yapamaz ya da çok zorlanır.
  • Bedeninin yeni görüntüsü duygusal olarak onu çok zorlar. Kendini hiç beğenmez ve kabul etmez.
  • Eşinin ve çevresinin kendisinden beklenenleri karşılayamadığını, iyi bir anne ve eş olmadığını düşünür.
  • Eski günlere özlem duyar. Bebeğinin olmadığı günlere geri dönmek ister.
  • Ağlama, uykusuzluk, iştahsızlık, konstrasyon sorunları eşlik eder.
  • Çaresizlik ve mutsuzluk sık gözlemlenir.

Eğer sizde de bu tür süreçler yaşıyorsanız lütfen bizlerden destek alma konusunda rahat olun. Psikolojik desteğe eşlerin beraber katılımı daha sonra anneyle devam önerilir.