Ankara

Ankara

Ankara 150 150 Dolunay Kadıoğlu

Yazmanın zorlaştığı ‘An’lardan biri daha yaşandı dün Ankara’da, kapkara bir AN daha…

Duyguların donduğu, hayata dair önemli kabul edilen her şeyin bir anda çöküverdiği bir an daha…

Onlarca can bir saniyede bomba yüklü bir aracın patlamasıyla uçup gitti aramızdan. Hayatlarında pek çok şey yarım kalarak, arkalarında pek çok eksikli insan ve hikaye bırakarak bir anda gittiler.

Ne çok yaşar olduk bu AN’ları… Ne çok anar ve anlar olduk ülkedeki huzur ve güven ortamının kıymetini!

Korkar oldum bir dostumu, sevdiğimi, bu nedenle kaybetmekten…

Korkar oldum yolda yürürken yanımdakinden, araba kullanırken trafikteki arabalardan, bir otobüsün içinde birden can vermekten.

Korkar oldum şiddeti ve terörü normalleştirmekten. Her gün ülkemde onlarca insan ölmeye devam ediyorken ben ölenleri, kurbanları, sadece sayı olarak hatırlamaktan korkar oldum.

Korkar oldum ‘Bugün bir kişi ölmüş iyi, sayı az’ demekten, o kişinin arkasında bıraktıkları için dünyanın bittiğini unutmaktan, ölümleri sıradanlaştırmaktan korkar oldum.

Korkar oldum ülkemde yaşamaktan…

Daha sık hatırlatır oldum kendime; bu tür kaos anlarında sakin kalmanın, acıyı yaşamanın, dua etmenin ve dengede kalmaya çalışmanın ne kadar önemli olduğunu…

Ve terör, şiddet ölümlerinin normal olamadığı, doğal olmadığını, İNSAN’a yakışmadığını…

Bu tür anlardan sonra TV’lerden yapılan açıklamalar saçma ve anlamsız geliyor bana. “Şiddetle lanetliyoruz, hesap soracağız” vb…

Şiddet şiddetle biter mi kan kanla temizlenir mi diye haykırmak ve sormak istiyorum! “Neyin hesabını soracağız?” diye sormak istiyorum.

Canlar gittikten sonra ne hesabı? Vicdanlar neden kör, kalpler neden sağır? Ne için olmuştu tüm bunlar? Bu olaylar başlamadan önce ne yapıyorduk?

Benim sormak istediğim başka hesaplar var bir türlü hesaplayamadığım; terörden etkilenen, terörde yaralanan, yakınlarını kaybeden, bu acıyı yüreğinde hisseden ülkemiz insanlarının acılarını nasıl dindireceğiz? Terörü uzun yıllardır yaşayan, yaşamaya devam eden bu ülkenin insanlarının travmalarını nasıl tedavi edeceğiz?

Tek cevap geliyor gönlümden; severek, şefkatle… Severek, kapsayarak, birbirimizi kucaklayarak, acımızı birlikte yaşayarak yok saymadan… Nefret dili değil SEVGİ dili kullanarak.

Korkunun tek panzehiri UMUT’tur, SEVGİ’dir, ŞEFKAT’tir diyor gönlüm…

Umudumu hep koruyacağım huzurdan ve barıştan yana… Dualarım bunun için…

Başka türlüsünü düşünemem bile.

Zor anlar da çok acı çeksem de, çok kızsam da bir tarafım hep ‘yaşadığın bu zor günlere şefkatli ol, UMUT ET, SEV…’ diyor. Çünkü kalbim biliyor ki sadece sevgi, merhamet ve şefkat bu yarayı sarabilir ve umudumu koruyabilir.

Sabırla, şefkatle ve umutla….

Allah rahmet eylesin tüm terör kurbanlarına ve yakınlarına ve hepimize Allah sabır versin..